Başkan Trump, Amerika’nın en büyük hukuk bürolarını dize getiriyor.

Başkan Trump, Amerika’nın en büyük hukuk bürolarını dize getiriyor.
"La Liberté éclairant le monde" (Dünyayı Aydınlatan Özgürlük) Fransız siyasetçi Edouard de Laboulaye’nin fikri üzerine, Fransız sanatçı Auguste Bartholdi (1834-1904) tarafından yapılmıştır. Geçtiğimiz günlerde bir Fransız milletvekili, heykelin temsil ettiği değerleri Amerika'nın artık taşımadığı gerekçesiyle ABD'den iadesini talep etti.

Amerika da Türkiye gibi çok enteresan bir ülke. Geçmişte savunulan ilkeler bugün savunulmaz hale gelebiliyor.

Vergi sezonu sona ermek üzere, vergi beyannameleriyle ilgili bir şeyler yazmak istiyordum ama neredeyse her gün arka arkaya yayımlanan Trump kararları ve Amerika’da gündem olan konular nedeniyle o kısma zaman ayırmak mümkün olmadı. Bir sonraki yazım 2025 ABD vergi sezonu ile ilgili olacak ama şimdilik yazmak istediğim başka bir konu var.

Başkan Trump, Amerika’nın en büyük hukuk bürolarını -tabiri caizse- dize getiriyor. Gelin, neler oldu yakından bakalım.

Hak, Hukuk, Adalet… Sadece bizim ülkemizde konuşulmuyor.

Amerika, şu anda Başkan Trump ve ülkenin en Büyük Hukuk Büroları (Big Law) arasındaki gerilim ile çalkalanıyor. Trump yönetimi, bu hukuk firmalarının davranışlarının, Amerika’nın çıkarlarına zarar verdiğini ve önlenmesi gerektiğini söylüyor.

Hukuk büroları Amerika’nın çıkarlarına nasıl zarar veriyor?

Bugüne kadar tam 5 tane hukuk bürosu aleyhinde karar (Executive Order) yayımlandı.

Kararlarda, bu büyük hukuk bürolarının, Amerika’nın kamu güvenliğini ve ulusal güvenliğini tehdit eden, anayasal özgürlükleri kısıtlayan, Amerikan seçimlerinin kalitesini düşüren ya da temel Amerikan ilkelerini zedeleyen eylemlerde bulundukları ifade ediliyor.

Kararlarda özetle şu konular eleştiriliyor:

·       Hukuk bürolarının, pro bono (ücretsiz olarak) ya da görünürde “kamu yararı” için gerçekleştirdiği işler.

Örneğin, bu büyük büroların;

6 Ocak 2021 tarihinde ABD Kongre Binası’nda gerçekleşen olaylara karıştığı iddia edilen kişilere karşı ücret almadan davalar açtıkları,

siyasi hedeflere ulaşmak amacıyla açıkça taraflı temsillerde bulundukları,

yasa dışı yabancıların ABD sınırları içinde suç işlemesini ve uyuşturucu ticareti yapmasını engellemeye yönelik çabaların önünü kesen faaliyetlerde bulundukları ve

eski ortaklarının, Trump aleyhine açılan davalarda tanık buldukları veya medya kampanyalarına giriştikleri

ifade ediliyor.

·       Büroların “Çeşitlilik, Eşitlik ve Kapsayıcılık” (Diversity, Equity and Inclusion) (DEI) politikaları.

Bu hukuk büroları, işe alımlarda veya kendi çalışanlarına karşı, DEI adı altında ırk ve cinsiyet temelli ayrımcılık yapmakla suçlanıyor.

Başkan Trump, kararlarında hukuk büroları aleyhine bir dizi de yaptırım öngörüyor.

Örneğin, söz konusu hukuk bürolarında çalışan avukatların, devlet binalarına ve yetkililere erişiminin kısıtlanacağı, bu bürolar ile iş yaptığı beyan edilen kişi veya kuruluşlarla yapılan sözleşmelerin gözden geçirileceği ve bu büroların herhangi bir hizmet sunmak üzere görevlendirildiği tüm sözleşmelerin feshedilmesi için gerekli adımların atılacağı ifade ediliyor.

Bu kararlar Beyaz Saray’ın internet sitesinde yayımlandı.

Şaşırtıcı olan, hukuk büroları ile ilgili bu kararların yayımlanması değildi. Kamuoyunu asıl şaşırtan, hukuk bürolarının farklı tepkisiydi.

Özellikle demokrat olmakla övünen bazı hukuk bürolarının, dikkat çekici bir rota değişikliğine giderek Trump ile anlaşması büyük yankı uyandırdı.

Bazı hukuk büroları Trump kararına karşı dava açarken, bazı hukuk büroları Trump hükümetiyle anlaşma sağladı.

Perkins Coie, Jenner & Block, WilmerHale, Trump kararlarına karşı dava açan hukuk büroları.

Trump hükümeti ile anlaşma sağlayanlar ise Paul Weiss ve Skadden. İkisi de New York merkezli, içinde arkadaşlarımın da çalıştığı, oldukça büyük ve köklü hukuk büroları. İkisi de demokrat partiye yakınlığı ile biliniyor ve bununla övünüyorlardı.

Trump’ın Paul Weiss ile ilgili kararının yayımladığı tarih olan 14 Mart’tan tam bir hafta sonra Paul Weiss, eski ortağının yanlış bir davranışta bulunduğunu ve bir dizi politika değişikliğini hayata geçirmeyi kabul ettiğini söyledi. Anlaşmanın sağlanmasının ardından Trump, Paul Weiss kararını ve yaptırımlarını yürürlükten çekti. İşte bu noktada hak, hukuk, adalet tartışmaları iyice alevlendi.

Harvard Universitesi mezunu Rachel Cohen yalnız kaldı

Trump kararlarından etkilenen Skadden, Arps, Slate, Meagher & Flom’da henüz üçüncü yılında olan finans avukatı Rachel Cohen, Paul Weiss’in Trump ile anlaşmasının ardından, Skadden patronlarına, Trump kararlarına karşı durmaları gerektiğine dair, bir e-posta gönderdi. Bu e-postasını da kendi Linked-in hesabından paylaştı. 

Tabi bu e-postası, kendisi için aslında bir istifa beyanı oldu.

Her ne kadar, Paul Weiss ve Skadden bünyesinde eskiden çalışan avukatlardan oluşan bir grup Cohen’i desteklediyse de Cohen’in içeriden destek alabildiğini söylemek güç. Cohen’in sosyal medya taraftarı çok oldu fakat hiçbiri Skadden’ı Trump ile anlaşmaktan alıkoyamadı.

En nihayetinde, 28 Mart Cuma günü Başkan Trump, Skadden ile en az 100 milyon dolarlık ücretsiz hukuki hizmet sağlanmasını içeren bir anlaşma yaptığını duyurdu.

Bu anlaşmalar neticesinde artık Paul Weiss ve Skadden,

·       müvekkil seçimi ve avukat işe alımı konusunda siyasi tarafsızlık politikası benimseyecekler,
·       işe alım, terfi ve istihdam süreçlerini “Çeşitlilik, eşitlik ve kapsayıcılık” politikaları yerine liyakate dayalı olarak yürütecekler,
·       Gazilere destek, adalet sisteminde hakkaniyetin sağlanması ve antisemitizmle mücadele gibi amaçlar doğrultusunda (Paul Weiss 40 milyon, Skadden 100 milyon dolar tutarında) pro bono hukuk hizmeti sunacaklar.