Kendi yaşadığımız sıkıntıları bir başka kadın yaşamasın diye çalışıyoruz

Kendi yaşadığımız sıkıntıları bir başka kadın yaşamasın diye çalışıyoruz

New York’ta tanıştığım ve kısa zamanda dostluk kurduğum canım arkadaşım, Türk Filantropi Fonu (Turkish Philanthropy Fund) (TPF) direktörü Pınar Özyürek, beni kahvaltılı bir toplantıya davet etti. Davet, Hamdi Ulukaya Girişimi ve Türkiye Kadın Girişimciler Derneği’nin (KAGİDER) organizasyonu ile yapılan bir İş Diyalog Çemberi idi.

Kahvaltı için öyle güzel bir lokanta seçilmiş ki, hem lokasyon olarak evime çok yakın hem de henüz gidemediğim ünlü bir mekan: “Locanda Verde.” Robert De Niro’nun da ortaklarından biri olduğu, "Urban Italian" (Bloomsbury, 2009) ve "American Flavor" (EccoPress, 2011) isimli yemek kitaplarının yazarı ünlü şef Andrew Carmellini’nin ünlü bir mekanı olan “Locanda Verde.” Burayı gerçekten çok merak ediyordum. Ününü duymuş, önünden sık sık geçmiş ancak hiç gitme fırsatım olmamıştı. Hem dekorasyon hem de yemek kalitesi olarak gerçekten çok memnun eden bir mekân seçilmiş. Bayıldım.

Biraz erken gitmiştim; belki de ev sahiplerinden sonra mekâna ilk gelen bendim. Birkaç dakika sonra yaklaşık 40 kişilik bir kadın grubu içeri girince önce bayağı bir şaşırdım. Gelen grubun bir haftadır New York ziyareti yapan ve çeşitli temaslarda bulunan KAGİDER heyeti olduğunu öğrendim. Ardından neredeyse herkesle tek tek görüşme ve tanışma fırsatım oldu.

KAGİDER, girişimcilik yoluyla kadının güçlenmesini hedefleyen bir sivil toplum kuruluşu. Kadının sadece ekonomik olarak değil, politik ve sosyal olarak da güçlenmesini hedefliyorlar. KAGİDER, kadın girişimciliğini, kadınların eşit olmayan ve dışlanan toplumsal konumlarının değişmesini ve bu sayede ekonomik güçlenme ile genel olarak kadın güçlenmesini destekliyor. Kadın girişimcilerin, kadınların güçlenmesi ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasına katkı vereceği yadsınamaz bir gerçek. Yaklaşık 500'ün üzerinde üyesi bulunan KAGİDER, vizyonu ve misyonu doğrultusunda, kadın girişimcilerin güçlenmesi için eğitim, rehberlik ve mentorluk desteği veriyor; kadının ekonomik konumunun güçlenmesi ve kadın-erkek fırsat eşitliği konusunda çalışmalar yapıyor.

Hamdi Ulukaya Girişimi ise, ABD’nin son 10 yılda en hızlı büyüyen gıda şirketlerinden Chobani’nin kurucusu ve CEO’su Hamdi Ulukaya tarafından 5 milyon dolar yatırımla Türkiye’deki girişimcilik ekosistemini harekete geçirmek amacıyla 2017 yılında başlatılan bir girişimci destek programı. Rakamlar her geçen gün artsa da, internet sitelerinden aldığım son bilgiye göre, bugüne kadar Türkiye’nin 56 farklı şehrinden toplam 282 gence Türkiye ve Amerika’da girişimcilik desteği vermişler. Hamdi Ulukaya Girişimi Startup Destek Programı katılımcılarının %70’i yurt dışına açılmış. Girişimci adaylarının %60’ı ise ilk şirketlerini kurmuş ve katılımcılar 3 milyon dolardan fazla yatırım almış. Muazzam bir girişim.

Hamdi Ulukaya ile yollarımızın kesişmesi ilk değil. 2022 yılında yine TPF aracılığıyla düzenlenen ve Hamdi Ulukaya’nın ödüllendirildiği etkinlikte kendisiyle tanışma fırsatı bulmuştum. Kendisini Amerika yatırımları dolayısıyla tanıyorum ve hayranlıkla takip ediyorum. Hamdi Ulukaya, girişimini 2017 yılında Türkiye’deki girişimcileri desteklemek amacıyla kurmuş. Tarımdan sağlığa, biyoteknolojiden dijital pazarlamaya kadar pek çok farklı sektörde faaliyetleri olan girişimcilere sayısız katkılar sağladığını bu vesileyle öğrendim, sizlerle de paylaşmak istedim.

KAGİDER Başkanı Esra Bezircioğlu, yaptığı konuşmada KAGİDER’in 22 yıldır var olan ve kar amacı gütmeyen, her dönem siyaset üstü ve girişimcilik ekosistemine hizmet eden bir sivil toplum kuruluşu olduğunu, iyilik için, yani kadın için çalışmayı amaç edindiklerini ifade etti. Konuşmasında dikkatimi çeken en önemli nokta, kadın-erkek eşitliğini sağlamak için 5 jenerasyon beklemek zorunda kalmak istemediğimizi ifade ettiği kısımdı. Kendi yaşadığımız sıkıntıları bir başka kadın yaşamasın diye çalışıyoruz, dedi. Ben de aynı fikirdeyim. Sizlerle fikir ve tecrübelerimi paylaşmamın sebebi tam da bu. Bu ekibin bir parçası olduğum için kendimle gurur duydum. Ben de onlara kendimi tanıttım, onlar için yapabileceklerimden bahsettim. Öncelikle hem bir kadın olarak hem de son üç senedir New York’ta kendi ayakları üzerinde durmaya çalışan biri olarak onları anladığımı ve onlarla bağ kurduğumu hissettim. Amerika’da yaşamaya, iş kurmaya, ticaret yapmaya karar veren kadın girişimcilerimize yardımlarımı esirgemeyeceğime – kendi kendime – söz verdim.

Konuştuğum girişimci kadınlardan bazılarının merak ettiği konulardan biri Amerika’da kurabilecekleri şirket türleri idi. Amerika’da kurabileceğiniz birden fazla şirket türü var. Bu türler arasında seçim yaparken hukuki ve vergisel sonuçların yanı sıra, girişimcilerin hedefleri ve iş planlarını değerlendirmek çok önemlidir. Kısaca özetlemek gerekirse:


• Sole Proprietorship (Tek Sahipli İşletme): Hukuki olarak tek sahipli bir işletmedir; tüm yükümlülüklerden şirket sahibi sorumludur. Genellikle küçük işletmeler tarafından tercih edilir. Vergisel olarak ise kurucu ortağından bağımsız değildir.
• Partnership (Ortaklık): Küçük işletmeler için ideal olan diğer bir şirket türüdür.
• Corporation (Şirket): Vergisel açıdan Tek Sahipli İşletme ve Ortaklıktan farklıdır. Kuruluş sonrasında sermaye artırmayı planlayan işletmeler için uygun bir şirket türüdür.
• Limited Liability Company (LLC) (Sınırlı Sorumluluk Şirketleri): İşletmelere esneklik sağlayan, kişisel varlıkların korunmasını sağlayan şirket türüdür.

Birçok girişimci Amerika’da kuracağı şirket türünü seçerken genellikle vergisel olarak en avantajlı olan şirket türüne yönelmek ister. Fakat, sadece vergisel açıdan değil, hukuki ve vergisel sonuçlar, iş planınız ve hedefleriniz dikkate alınarak hazırlanacak bir yapı en uygun sonuçları sağlayacaktır.